Mutluluk ta öyle hüzün de nasıl bir gün geldilerse aynen giderler.. Hala mutluyum yanlış anlaşılmasın ama artık umutlu değilim. Önümü göremediğim heran belkide umut etmek...
Evet bu hafta sonu yeni birşey denedim, kafamı kırmayı :) Nasıl başardığımı hala bilemesemde düştüm hani herkesin hergün yaptığı şey var ya işte onu yaptım...
Allah blogcunun belasını versin, Allah hala blog yazarı olmaya çalıştığım için benim belamı versin, Kafamın kopmasını dileyecek kadar başımı ağrıtan bu ağrının Allah belasını versin,...
Önceden yazmamak garip gelirken artık yazmak garip geliyor. Herşey akıp gidiyor, değil birşeylere yetişmek günü bile yettiremiyorum olağan şeylere. Yazma isteğimi farklı şeylere döktüm mesela...
Herkesin belli sınırları vardır ve o sınırları aşacağımız günü iple çeker sonra yapacaklarımızı planlarız. Bende bunu pek çok defa yapmıştım. Mesela 18'i doldurunca; ehliyet kursuna yazılmak,...
Ben zannederdim ki insanın en çok üzüldüğü şey sevilmemekmiş. Sen seversen ama karşındaki seni sevmezse, sevemezse bu çok ama çok yakarmış içini. Ama yanıldığımı gösterdi...
Ağustosta size kendimden haber verirken döneceğimi en azından dönebileceğimi sanmıştım ama sanırım yeteri kadar cesaretim yokmuş. O gün öylece çoğu blogta dolaştım ve hiçbirşey bıraktığım...
Birkaç not bırakmak istedim sizlere. Çok ama çok uzun zaman geçti hatta birçok arkadaşımda benden umudu kesti eminim ama ben...
Şimdi bir kuş olsam, kaçsam gitsem. Öylece uzaklara… Şu camdan kaçıversem. Bir gece vakti karanlıkta kaybolsam. Hani uzaklarda ışıklar var ya oraya gitsem çocuk yüreğimle....