10/2/2008 - Bakkal Amca..
.jpg)
Aklıma bakkal amcam geldi. Ben hayatta hiç kimseye bakkal amca demedim ya da sıfatına sokmadım sanırdım. Bugün o enkazın önünden geçinceye kadar. O sokağa girince sağda bir fırın vardı. Sabah, akşam o güzel taze ekmek kokusu yayılırdı sokağa. Sokağın iki yanında da binalar vardı. O zamanlar bana çok büyük gelirdi sanki biri beni orda bıraksa kaybolacakmışım hissi uyandırırdı bende. Bir keresinde elimde şemsiyeyle rüzgâra karşı koşmuştum sokak boyunca, haliyle o sırada şemsiye ters dönüp kırılmıştı ama rüzgârı tenimde hissetmeyi orada öğrendim ben. Allı güllüyle ilk o sokakta tanıştım ben. Annem hadi tat bakalım benim zamanımda da bunlar vardı demişti. Şimdi düşünüyorum da orası benim evim değildi hatta o sokakta yaşamadım ama orda öğrenmişim birçok şeyi. Asıl anlatacağım bakkal amcaydı değil mi? Onunla ilgili bir tek hatıran var. Bir gün dedemlerde oturuyoruz. Dedim hadi biz gidiyoruz dedi tuttu elimden. Evden çıktık, evin 6–7 tane merdiveni vardı, merdivenin başında da bir sürü çiçek. Ben çiçeklerin yanına oturdum dedemin ayakkabılarını giymesini izledim sonra aldı beni kucağına indirdi o merdivenlerden. Hoş ben nerdeyse hiç o merdivenleri kullanmazdım. Merdivenin yanında korkuluk yerine bir karış kadar beton vardı, inerken onun üstünde yürür, çıkarken de ona tırmanırdım. Kimseye söylemeyin ama çoğu zamanda zıplardım. Merdivenden indik. Ben her zamanki alışkanlığımla kapının yanındaki ağacın dallarına değebilmek için zıpladım ama başarılı olamadım. Neyse çıktık kapıdan sokağın başına doğru yürüdük. Sokağın başında bir lahmacuncu vardı. Mavi demirler vardı dükkânın camında parmaklık yerine. Dedem dönerken annenlere de lahmacun alırız dedi. Oranın insanı için evde pişen yemeklerden farksızdı orası. Yani bizim şimdiki lahmacunculara, pidecilere benzemezdi. Sokağın sonundan bir okul görünürdü. Karşı sokakta dışı sarı boyalı bir okul. İçinde sayamadığım kadar çok koşturup duran mavi önlüklü çocuklar vardı. Dedem bir gün sende onlar gibi olup o okulda okuyacaksın derdi ki öylede oldu ben ilkokulu o okulda bitirdim. Sokaktan sağa dönünce hemen karşında kalırdı bakkal dükkânı ama ne hafızadır ki her şeyi hatırlamama rağmen orayı silmişim kafamdan. Dedemle bakkala girdik, hoş beş edildi. Dükkânın sahibi dedemin arkadaşıydı. Mekânı cennet olsun çok iyi bir insandı. Önce beni sever sonra istediğim şeyi seçmem için rafların arasında dolaştırırdı. Ben alacaklarımı aldıktan sonra koş dedenin yanına derdi. Öyle oldu, ben alacaklarımı alıp dedemin yanına gittim ve oradan çıktık. Ben bir daha o bakkala giremedim, bakkal amcayı da göremedim. Şimdi tek yapabildiğim onları yâd etmek. O boş, artık otların bile bitmek istemediği o arsanın önünden geçerken aklıma gelen tek şey o hatıra ve deprem…
PReNSeS
Bu yazıyı buraya koymadan önce bir arkadaşıma okuttum ama yazının ince ayrıntılara değindiğini ama sonu çok hızlıca sanki bir yere yetişmek istermişim gibi yazdığımı söyledi. Bu eksikliğimi belki sizde görürsünüz diye söylüyorum bunu sadece deneme olarak görmedim sadece bir anımdı ve ben ölümü sevmiyorum. O bakkal amcanın çıkarıldığı binadan, o yıkılmış bakkal dükkanından kaçıyorum. Bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum çünkü bu böyle o yüzden şimdiden o eksikliğim için kusura bakmayın...
|